7 Temmuz 2014 Pazartesi

DAVID MITCHELL - JACOB DE ZOET’İN BİN SONBAHARI

Bu kitabı gördüğümde dikkatimi çeken şey 1799 yılı ve Japonya oldu gerisini doğru dürüst okumadım bile... yazarın da sadece ismini duymuştum o kadar... tüm bu yüzeysel seçime rağmen kitabı beğendim... gerçi ben bütünüyle Japonya’yı anlatmasını tercih ederdim ama kitap yarı yarıya Hollandalıları yarı yarıya da Japonları anlatıyor...

Baştan başlayacak olursam kahramanımız katip de Zoet 1799 yılının temmuz ayında Nagazaki limanındaki Hollandalılara ait ticari bir merkez olan yapay adada çalışmak üzere 5 yıllığına Japonya’ya geliyor, amacı para biriktirip memleketindeki sevgilisi ile evlenebilmek... Japonlar bu yabancılarla ticaret yapsalar da onlardan pek hazzetmiyorlar ve sıkı bir kontrol var... girişte tüm eşyaları didik didik aranıyor, genel müdürleri hariç hiçbiri Decima denilen bu adadan ayrılıp Nagazaki’ye giremiyor, bir sürü erkeğin (çoğu denizci)  bir arada yaşadığı hapishane benzeri bir yer oluyor burası...  ayrıca bu ticari merkezde çok büyük yolsuzluk ve rüşvet dönüyor, de Zoet’in bir görevi de bunu açığa çıkarmak dolayısıyla orada yaşayan neredeyse herkesin de düşmanlığını kazanıyor... de Zoet genç, dinamik, zeki ve çok dürüst bir adam, Japonlara göre de çirkin (yeşil gözlü, kızıl saçlı olduğu için)... bir tesadüf sonucu yüzünde yanık izi olan bir Japon ebe ile karşılaşıyor ve ona aşık oluyor... kitabın ilk bölümü (daha çok Hollandalıların anlatıldığı) bu şekilde özetlenebilir...

İkinci bölümde Japonya’daki bir sapkın tarikat ile karşılaşıyoruz ve kahramanlarımızın yolu bu tarikat ile kesişiyor... bütünüyle Japonların anlatıldığı bu bölümü çok sevdim... üçüncü bölümde ise Decima İngiliz gemilerince kuşatılıyor ve de Zoet hem bu sorunla hem de bu sapkın tarikat ile uğraşmak zorunda kalıyor... tüm hikaye boyunca bir yandan da ebe Aibagava’yı izliyoruz...

İlkbölüm bana biraz sıkıcı geldi bir sürü kaba saba denizcinin hikayesi hem ilgimi çekmedi hemde Hollandalıları hiç merak etmiyordum açıkçası... ama sonrası çok güzel gelişti ve kitabı bitirdiğimde okuduğuma değdi dedim, size de öneririm....


Yazar:  David Mitchell
Çevirmen: Sıla Okur
Sayfa Sayısı : 656
Basım Yılı : 2014
Yayınevi : Doğan Kitap

Bulut Atlası'nın yazarından, aşk ve macera dolu epik bir roman.

Yıl 1799. Hollandalı Jacob de Zoet, sevdiği kızla evlenebilmek uğruna, Batı kültürünün ülkeye sızmasını engellemek için çok ciddi bir sansür geliştirmiş olan Japonya’ya gider. Kâtip olarak çalıştığı yapay ticaret adası Decima’da bir yandan işindeki dürüstlüğün başına açtığı dertlerle, bir yandan da yanık yüzlü ebe Aibagava’ya duyduğu beklenmedik aşkla başa çıkmaya çalışır. 

Şiranui Dağı Manastırı’nın başrahibi Enomoto’nun ölümsüzlük peşindeki 
karanlık eylemleri ve Fransa ile İngiltere arasındaki siyasi ve ticari çekişmeler 
sonucu Decima’nın İngiliz gemilerince kuşatılması, Jacob’un kendini isyan lideri olarak bulmasına yol açacaktır.

David Mitchell (1969, İngiltere), ilk romanı Hayalet Yazılar (1999; Doğan Kitap, 2006) ile John Llewellyn Ödülü’nü aldı. 9. Rüya (2001; DK, 2007), Booker gibi önemli ödüllere aday oldu. Bulut Atlası (2004; DK, 2011), British Book ve Geoffrey Faber Memorial ödüllerini kazandı. Siyah Kuğu Parkı (2007; DK, 2009), Time’ın Yılın En İyi 10 Kitabı listesine girdi. Mitchell, Jacob de Zoet’in Bin Sonbaharı (2010) ile Güney Asya ve Avrupa bölgelerinde İngiliz Uluslar Topluluğu’nun En İyi Yazar Ödülü’nü kazandı.

Booker 2010 finalisti
İngiliz Uluslar Topluluğu En İyi Yazar Ödülü

2 yorum:

  1. Hollanda'da yaşadığım için okuma listeme almıştım ama sapkın tarikatlar konusu daha sonra beni vazgeçirdi doğrusu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vazgeçmeyin güzel bir roman bu, sapkın tarikat sadece bir bölümünde geçiyor ve rahatsız eden bir biçimde yazılmamıştı, ben de pek okuyamam o tip hikayeleri ama ters gelmedi...

      Sil